Haber

Gökova Körfezi’nin deprem tomografisi çekildi

Gökova Körfezi’nin deprem tomografisi çekildi

Gökova’nın beyin sarsıntısı tomografisini 3 yıl boyunca araştıran Prof. Dr. Bülent Kaypak;

“Ege Denizi’nde meydana gelecek bir tsunami, Gökova Körfezi’nin iç kesimlerinde yıkıcı olabilir.”

“Tehlike Muğla karasında değil, Ege denizinde”

“Gökova bölgesi yoğun deprem hareketliliğine sahip”

“Muğla topraklarındaki faylar maksimum 6,5 büyüklüğünde deprem üretiyor”

“Depremler Ula ve Bodrum faylarının uçlarında yoğunlaşıyor”

MUĞLA – Gökova Körfezi deprem tomografisinin incelenmesi amacıyla 2020 yılında başlatılan çalışmalar tamamlandı. Ankara Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından AFAD’ın desteğiyle Gökova Körfezi ve çevresinin deprem tomografisinin çekilmesi amacıyla yürütülen araştırma kapsamında bölgeye 9 adet geniş bant sismometrenin bulunduğu taşınabilir gözlem istasyonu kuruldu.

Proje ile Gökova Körfezi ve yakın çevresinde meydana gelen depremler takip edilerek bölgenin derin sismik yapısı ile tektonik yapı elemanları arasındaki bağlantılar araştırıldı. Bölgede deprem aktivitesinin yüksek olduğunu belirten Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Kaypak, çalışmada AFAD’ın hem lojistik hem de teknik destek sağladığını açıkladı.

“Araştırmanın 4 önemli başlığı var”

Ankara Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Kaypak, araştırmayla bölgedeki depremlerin yeniden konumlandırılmasını hedeflediklerini belirterek, “Proje için dört hedefimiz var. Bunlardan biri derin hız yapısını bulmak. Bölgedeki depremlerin sismolojik görüntüleme işlemleriyle yeniden konumlandırılması, yani yerlerinin ve derinliklerinin bu hız yapısına göre belirlenmesi, ikinci amacımız ise kırığı tanımlayan fay gözlem analizlerinin hesaplanmasıdır. Bu bölgede meydana gelen depremlerin kırılma karakterinin belirlenmesi. Son olarak tomografik yöntemlerle belirlediğimiz hız yapısının yüzeydeki faylarla bağlantısını ortaya koymak” dedi.

“Asıl tehlike denizde”

Muğla’nın 100 yıllık tarihine bakıldığında karasal depremlerin büyüklüğünün 6,6’yı geçmediğini belirten Prof. Dr. Kaypak, asıl tehlikenin denizde yani Ege Denizi’nde olduğunu anlattı. Kaypak, “Bölgeye baktığımızda bölgeyi şekillendiren önemli faylar var. Bunlar Milas fayı, Yatağan fayı, Muğla fayı, Gökova fayı gibi ama çok büyük faylar değil. Bunlara baktığımızda bunlara baktığımızda faylar, depremler bu faylarda daha ağırdır. 1900’den günümüze kadar en çok depremi bu faylar üretmiştir. En büyük deprem 21 Temmuz 2017’de meydana gelen Bodrum depremi olup büyüklüğü yaklaşık 6,6’dır. Bu depremlerin yapabileceği maksimum deprem büyüklüğü bu bölgede yani 6-6,5 civarında olacak. Dolayısıyla bu bölgedeki karasal faylarda daha büyük bir deprem beklenmiyor. Burada asıl tehlike denizde. Yani deprem var. Ege Denizi’nden gelebilecek tehlikeler.Ege Denizi’nde batma sonucu meydana geldiğinden bu bölgede büyük depremlerin beklenmesi mümkündür.Tarihsel depremlere baktığımızda büyük depremlerin yaşandığını görüyoruz. tarihi dönemlerde çoğunlukla Kos Adası’nda bulunan deniz alanları. Kos Adası da bunlardan biri. Aletsel döneme yani 1900 yılından günümüze kadar olan döneme geldiğimizde bölgede büyük bir deprem hareketliliği gözlemlenmektedir. Yani Ege Bölgesindeki yoğun sismik aktiviteden kaynaklanmaktadır. Gökova Körfezi de bundan nasibini alıyor. “Gökova Körfezi’ne baktığımızda Gökova ve çevresinde yoğun deprem hareketliliği var” dedi.

“Girit Adası’ndaki büyük deprem tsunamiye neden olursa Gökova’nın iç kesimlerinde yıkıcı olur”

Ege Denizi’ndeki Girit Adası çevresinde meydana gelecek büyük bir depremin, Gökova Körfezi’nin iç kesimlerinde yıkıcı olabilecek bir tsunami yaratma ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Kaypak, “Dikkatimizi çeken önemli hususlardan biri de Gökova fayının her iki ucu yani Ula tarafı ile Bodrum tarafı arasında bu depremlerin daha da şiddetlendiğini görmemizdir. Ege Girit Adası tsunami üretebilir. Bu tsunaminin etkileri Gökova Körfezi’ni de etkileyecektir.” Türkiye’nin iç kesimlerine kadar gelerek tahribat ve hasara neden olabilir. Tsunami etkisinin bu bölgede deprem etkisinden daha büyük tehlike oluşturabileceğini söyleyebiliriz. Ancak bu Girit Adası çevresinde meydana gelecek bir depremdir ve salınması muhtemel tsunami dalgaları aslında aletsel dönemde yani 100-200 yıllıktır. “Bir süredir böyle bir olayla karşılaşılmadı. Mesela 2017 yılında meydana gelen Bodrum depreminde küçük çaplı da olsa tsunami etkisi olmuştu. Tehlikeyi göz ardı edemeyiz ama tehlike her zaman var. Dolayısıyla Yapmamız gereken depreme hazır bir şekilde yaşamaktır” dedi.

haber-sungurlu.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu